LEFKOŞA TÜRK BELEDİYESİ’NİN KISA TARİHÇESİ 

 

Kıbrıs Adası M.Ö. 1450 yılında başlayarak Osmanlı Devleti tarafından fethedildiği 1571 yılına kadar çeşitli imparatorluk ve krallık hükümdarlıkları altına girmiştir.

Alınan dönem içerisinde Adanın değişik yerleşim yerlerinde yaşayan halkın mahalli gereksinimlerinin ne şekilde karşılandığı hususunda sağlıklı bilgi verilmesi oldukça güçtür.  Buna karşın, dönemin tarihsel gelişme seyrine uygun olarak, önceleri halkın yoğun olduğu yerleşim yerlerindeki mahalli gereksinimlerin prens, şovelye, derebeyi gibi en üst yöneticiler tarafından karşılandığı, daha sonraları ise yerleşim yerleri ve nüfus sayısı arttıkça denetleme ve yönetme güçlükleriyle karşılaşılarak bir takım mahalli nitelikli görevlerin üst yöneticiler tarafından mahalli temsilcilere devredildiği kuvvetli bir varsayım olarak kabul edilmektedir.

 

Kıbrıs Adası 1571’de Osmanlı Devleti’nin egemenliği ve idaresi altına girdikten hemen sonra Lefkoşa başkent olmak üzere 16 kazaya ayrılmış ve her kazanın başına müslüman olan birer kadı getirilmiştir.  Kadı bir kısım idari ve adli yetkilerin yanısıra özellikle Belediye yetkililerinin tümüne sahip olan ve hükümet tarafından atama yoluyla işbaşına gelen bir devlet memuru idi.

Lefkoşa kentinin merkez olması ve özel yönetime sahip bulunması nedeni ile başına daima Başkadı (Molla) getirilirdi.  Başkadı’nın özellikle mali yönden diğer kadıları da denetleme yetkisi bulunduğundan, Lefkoşa kadısı atanırken güvenilir kişiler arasından seçilmesine büyük bir önem gösterildi.

Lefkoşa kadısında, Belediye ve Zabıta hizmetlerinin yetkilisi olarak Belediye Başkanı, yargı mercii olarak kentin yargıcı ve kentin asayişinden sorumlu olarak da Emniyet Müdürü sıfatları toplamakta idi.  Kuşkusuz kadının Lefkoşa Kenti için bu denli değişik ve ağır görevleri tek başına yürütmesi mümkün değildi.  Bu nedenle kadının kentin çeşitli yerlerinde özellikle Pazar yerlerinden “Muhtesip” veya “İhtisap” ağası denilen vekilleri bulunurdu.  Muhtesipler, kadı adına Lefkoşa kentinin çeşitli yerlerinden zorunlu gereksinim maddelerini satan ve alan kişiler arasında ilişkileri düzenler, aşırı fiyatla mal satışını önlemek için mallara narh koyar, tartı ve ölçü aletlerini denetler, temizliği kontrol ederlerdi.  Daha sonraları muhtesiplerin yanısıra çarşı ve pazardaki eşyaların daha etkin bir şekilde denetlenebilmesi için “Bazarbaşı” (Pazar Kahyası-Çarşı Ağası) görevlendirilmesine ayrıca çarşı ve pazarlardaki malların çalınmasını veya zarara uğramasını önlemek amacıyla Şeri Mahkeme tarafından “Gece Bekçileri” atanmasına başlanmıştır.  Bu arada bazı küçük mahallelerde kadının görevleri kadı adına mahalle imamları tarafından da görülmekteydi.

Yukarıda belirtilen örgütlenme biçimine uygun olarak Lefkoşa halkının bir kısım yerel gereksinimlerinin tümü ile karşılanması oldukça güç idi.  Bu bakımdan temizlik, kanalizasyon ve özellikle itfaiye gibi hizmetler zaman zaman Lefkoşa halkı tarafından yerine getirilmekte idi.  Belediye bu gibi durumlarda işi yapmaktan çok, işlerin yapılmasına önayak olmakta idi.

1839’dan başlayarak kazaların yönetimi kadılardan alınarak Kaymakamlara verilmekle beraber Lefkoşa kenti için herhangi bir idari değişiklik yapılmamış ve Vali tarafından yönetilen Lefkoşa’da Kadı mevcut görevlerini sürdürmeye devam etmiştir.

1856’da çıkan Islahat Fermanı’na kadar Lefkoşa’daki Belediye yetkililerinden bir kadı, muhtesip, bazarbaşı ve imam hiyerarşisi mevcut idi.

Dönem içinde halkın, artık ulaşım, su, park ve sağlık gibi sorunlara çözüm getirilmesi çabası içerisinde girdiği görülmektedir.  Buna paralel olarak 1856’dan başlıyarak beledi hizmetlerinin daha düzenli bir şekilde yürütülebilmesi için her kazada 4 Türk ve 2 Hıristiyan üyeden oluşan 6’şar kişilik Belediye Meclis’leri oluşturulmaya başlandı.  Belediye Meclislerinde görev yapacak olan Müslüman üyeler Müslüman halk tarafından Hıristiyan üyeler ise Rum kilisesi tarafından seçilir.  Lefkoşa Belediye Başkanlığı’na yardımcı olmak üzere bazı hallerde maaşlı bir müslüman Belediye Başkan Yardımcısı olarak tayin edilirdi.

İngilizlerin 4 Haziran 1878 tarihli “İttifak Antlaşması” ile adada yönetsel hak kazanmaları üzerine Lefkoşa Kentinin merkez olarak kullanılmasına devam edilir.  İngilizlerin adaya gelişlerinden hemen sonra Lefkoşa’da yeni bir Belediye Meclisi oluşturulur ve Vali tarafından Belediye Başkanlığı görevine bir İngiliz atanır.  Belediye Meclis üyeliklerine ise yine atama yolu ile İngiliz ordusundan 2 kişi ve Lefkoşa’daki Rum halkından da 1 kişi olmak üzere 4 üye getirilir.

Belediye Meclisi’nin oluşumu ile birlikte Belediye Başkanı için aylık 15 Kıbrıs Lirası maaş öngörülmüş, daha sonra ise bu miktar 10 Kıbrıs Lirası olarak düzenlenmiştir.  Belediye Meclis toplantılarında ise sürekli olarak bir İngiliz memur bulunması ve toplantı sonucunda tutanakları imzalaması koşul idi.  Bu arada “Harikliyas Aryisidi” isimli bir Rum’a ait olan ve halen Rum tarafındaki yeni Pazar sisteminde bulunan bir ev yıllık 2 Kıbrıs Lirası kira ile Belediye binası olarak kiralanır.  1879 yılında Belediye binası bugünkü “Lidra” Sokak’ta bulunan “Efrosinis Bersi” isimli bir Rum’un evine nakledilir ve yeni Belediye binası inşa edilinceye kadar bu ev Belediye binası olarak kullanılır.

29 Nisan 1882 tarihinde Belediyeler Yasası adı altında bir yasa çıkarılarak Osmanlılardan kalan ve o dönemde etkinliklerini sürdüren Lefkoşa Belediyesi (Mağusa-Larnaka-Limasol_baf ve Girne Belediyeleri dahil) resmen kurulmuş sayılır ve 24 Haziran 1882’de çıkarılan bir emirname ile sınırları yeniden düzenlenir.  Yüne söz konusu yasaya göre Lefkoşa Belediye Meclisi en az 8, en çok 12 üyeden oluşur.  Üyelerin sayısı Lefkoşa’da yaşayan Türk ve Rum nüfusu dikkate alınarak Yüksek Komiserce saptanır ve her iki toplum tarafından hiçbir şekilde itiraz edilemeyecek olan bu karar Resmi Gazete’de yayınlanarak halkın bilgisine getirildi.

Meclis üyelerinin görev süresi bir yıl olup seçmen listeleri her yıl 13 Ocak-25 Ocak’a kadar İngilizce, Türkçe ve Rumca olarak askıya alınır ve aynı yılın Nisan ayında yapılan seçimler sonucunda meclis üyeleri belirlenirdi.  Ayrıca Belediye Meclis üyeliği için aday olacak kişilerin 20 Kıbrıs Lirası’ndan az olmayan mal varlığı bulunması koşuldur.

18 Mart 1908’de çıkarılan bir emirname ile Lefkoşa Belediyesi için 11 meclis üyesi öngörülmüş, daha sonra ise öngörülen bu sayı çeşitli değişikliklere uğramıştır.  Lefkoşa Belediye Başkanı ise seçim sonuçlarının belirlenmesinden hemen sonra meclis üyeleri tarafından kendi aralarında seçilir, ayrıca meclis bir de Belediye Başkan Yardımcısı seçerdi.

Dönem içerisindeki Belediye seçimlerinde, Lefkoşa halkı daima faal bir şekilde oylarını kullanıp kendi yerel yöneticilerini seçmekte idi.

Ancak bazı zamanlarda Rum seçmenler arasındaki görüş farklılıkları oyların büyük ölçüde bölünmesine neden olmuştur.  Örneğin 1907 yılında Lefkoşa Belediye Meclisi’nde 4 Türk ve 6 Rum üye bulunmasına karşın, Rum meclis üyeleri arasındaki görüş farklılıkları Bodomyalı Mehmet Şevket Bey isimli Türk Belediye Meclis üyesinin Belediye Başkanı olarak seçilmesine neden olmuştur.

29 Nisan 1882 tarihli Belediyeler Yasası Lefkoşa Belediye Meclisi’ne hizmet yönünden bir çok önemli görevler yüklüyordu.  İlk iş olarak şehrin temizlenmesi için genel bir temizlik kampanyası başlatılır.  Daha sonra gelişigüzel et satışları konusuna el atılarak kasapların köfünler içerisine koydukları etleri mahalle mahalle gezip satmaları yasaklanır ve 1886’da da et satışları Belediyecilerce yapılmaya başlanır.

1888’de yangın söndürmede kullanılan pompalama aletleri alınarak Polis ile de işbirliği yapmak suretiyle itfaiye işleri Belediyece üstlenildi.  Dönem içerisinde yangıncıların tümü Türklerden oluşmakta idi.  1914’den başlayarak yangın söndürme için daha modern araçlar alınmaya başlandı.

Başkentin ağaçlandırılmasına, yeşil alan ve park yapılmasına ağırlık veren Belediye 1902 yılında Baf Kapısı diye bilinen bölgede (Halen Rum tarafındadır) bir yer satın alarak burayı Belediye bahçesi olarak düzenler.  Arazinin satın alınması ve düzenlenmesi için gerekli olan 63 Kıbrıs Lirası, 1897 yılında Kraliçe Viktorya (Ana Kraliçe) tarafından verildiğinden Kraliçenin ölümünden sonra bu bahçeye Kraliçe’nin ismi verildi.  Parkın hizmete sokulması ile birlikte bir de Belediye orkestrası oluşturuldu ve Pazar günleri orkestra park içerisinde halka konserler sunmaya başladı.

Daha sonra Belediye büyük çabalar harcayarak kimsesiz ve yardıma muhtaç kişilerin barındırılabilmeleri için Baf Kapısı diye bilinen bölgede (Halen Rum tarafındadır) bir fakirhane kurar ve fakirhanede kullanılmak üzere 2 Kıbrıs Lirası karşılığında 100 bavul tabak, 100 adet çatal, 100 adet kaşık ve 20 adet su bardağı satın alır.  Bazı tamiratlara tabi tutulan fakirhanenin günümüzde aynı amaçla kullanılmasına devam edilmektedir.

1912 yılında yani İngilizlerin Lefkoşa Belediyesi’ni resmi kurulmuş saymalarından 30 yıl sonra Lefkoşa Belediye bütçesinde 3,000 Kıbrıs Lirası mevcuttu.  O günkü şartlar düşünüldüğü zaman bu miktarın oldukça büyük bir tutar olduğu görülmektedir.

Ekim 1931 yılında Rumların “EOKA” isteği ile başlattıkları isyan üzerine Hükümet, adanın iyi yönetim huzur ve güvenliğini sağlamak üzere 14 Eylül 1878’de kurulan Kavanin Meclisi’ni lağveder ve yasama yetkisini Vali’ye verir.  Ayrıca tüm seçimle iş başına gelen yerel yönetim kuruluşlarının faaliyetlerine de son verilir.   İsyandan hemen sonra Belediyeler, Vali’nin atama yolu ile oluşturduğu Belediye organlarında yönetilmeye başlanır.  Ancak seçim sistemine son verilmesi, yani halkın kent yönetimine katılma hakkının elinden alınması, bir çok çevrelerin tepkilerine yol açar, hatta vali tarafından atanan bazı Meclis üyelerinin dahi sisteme karşı çıkmalarına neden olur.  7 Haziran 1936 tarihli Daily Telegraph gazetesi konu ile ilgili bir haberinde, Lefkoşa Belediye Meclisi’nin bir üyesinin atama sisteminin sakıncalı olduğuna ilişkin bir dilekçe sunması üzerine görevinden uzaklaştırıldığını ve diğer Meclis üyelerinin de bu uygulamayı protesto etmek için topluca istifa ettiklerini yazmaktadır.  Diğer yerel kuruluş organları seçimleri gibi Belediye seçimleri de 1931 isyanından 20 Mart 1943’e kadar 12 yıl süre ile durdurulmuş ve ancak 1946, 1949 ve 1953 yıllarında Belediyeler için yeniden seçime gidilebilmiştir.  Ancak 1 Nisan 1955’te EOKA tehdiş eylemlerinden sonra başlaması 1960 Anayasası’nın öngördüğü ayrı Belediyeler esasının Rumlarca kabul edilmemesi Belediye seçimlerinin yeniden yapılmamasına neden olmuştur.

1880 yılından 1958 yılına kadar Ada’da Türk ve Rum Belediyesi ayırımı yapılmaksızın birleşik Belediyeler sistemi uygulanmıştır.  Ancak esas amacı adayı Yunanistan’a ilhak etmek olan ve bu uğurda İngilizlerin yanısıra özellikle Türklere karşı silahlı tedhiş eylemlerine giren EOKA’nın acımasız eylemleri karşısında Lefkoşa başta olmak üzere diğer kazalarda ikamet eden Türkler birleşerek ayrı Türk Belediyeleri kurma zorunda kalmışlardır.  Kısa bir süre içerisinde birleşen Türk halkı Belediye hizmetlerinin yürütülebilmesi için Belediye Komiteleri oluşturmaya başlarlar.

İlk Türk Belediye Komitesi 16.06.1958 tarihinde Lefkoşa’da kurulur.  Geçici Lefkoşa Belediye Meclisi olarak da isimlendirilen bu komitede Dr. Tahsin S. Gözmen Belediye Başkanı, Ümit Süleyman Asbaşkan ve Ekrem Ferdi Sarper ile Macit Tevfik Belediye Meclis üyesi olarak görev alırlar.  Lefkoşa Belediye Meclisi’nin ilk toplantısı kurulduğu gün Lefkoşa’daki Evkaf Dairesi binasında yapılır ve 1961 yılına kadar Lefkoşa kentinin Belediye sorunlarına çözüm getirme çabası içerisinde uğraş verilir.

12 Ekim 1959’da İngiliz sömürge yönetimince “Türk Belediye Komiteleri (Geçici Hükümler) Yasası” adı altında bir yasa çıkarılmış ve Lefkoşa Belediye Komitesi ile diğer kazalarda ikamet eden Türklerin oluşturdukları Belediye Komitesi ile diğer kazalarda ikamet eden Türklerin oluşturdukları Belediye Komiteleri yasal olarak resmen tanınmıştır.  Gerek Türk Belediye Komiteleri Yasası’nda gerekse de 1960 tarihli Cumhuriyet Anayasası’nın 173 (1) maddesinde, ayrı Türk Belediyeleri kurulması öngörülmüş olmasına rağmen, Rumlar sürekli olarak buna karşı çıkmışlar, birleşik Belediyeler sisteminin kurulması ve aynı Türk Belediyelerinin ortadan kaldırılması yönünde yoğun çaba harcamışlardır. Örneğin; Mayıs 1959 tarihinde, Elektrik Şirketi Lefkoşa Rum Belediyesi’nin izni olmadığı ve Lefkoşa Türk Belediye Komitesi tanımadığı gerekçesi ile, Türk Mahallelerindeki bozuk sokak ışıklarını değiştirmeyerek aylarca Türk mahallelerini karanlıkta bırakmıştır.  Diğer yandan Lefkoşa Türk halkına uyguladığı baskılar ve çıkardığı güçlüklerle ün yapan zamanın Rum Lefkoşa Belediye Başkanı Dr. T. Derviş Temmuz 1959’da Moskova’ya giderken uğradığı İstanbul’da verdiği bir demeçte “Kıbrıs’ta ayrı Türk kesimi yoktur, ayrı Türk Belediyesi yoktur” ifadesini kullanma cürretini göstermiştir.

21 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıs’taki Türk ve Rum toplumları arasındaki uyuşmazlığın silahlı çatışmaya dönüşmesinden hemen sonra Ada’da ikamet eden Türkler küçük yerleşim yerlerinde oturmaya zorlanmıştır, bu arada bir bütün olan Lefkoşa kenti de Türk ve Rum bölgeleri şeklinde ikiye ayrılmıştır.  Buna ek olarak Rumların özellikle Lefkoşa’daki Türk bölgesine yapılacak her türlü giriş ve çıkışlara insafsız bir ambargo uygulamaya örneğin; bazı temel gıda maddeleri dışındaki çimento, asfalt, benzin, mazot, demir, kereste ve benzer malzemelerin bölgeye sokulmasına izin vermemeleri, Lefkoşa Türk Belediyesi’nin gelişmesini ve işlevlerini düzenli bir şekilde yürütmesini büyük ölçüde engellemiş, Lefkoşa Belediyesi’ni acil işler dışında hizmet veremez duruma getirmiştir.  1963 olayları Türk halkı için can güvenliği, göçmenlik ve parasal sıkıntılar gibi bir çok olumsuz etkenler yaratırken, Belediyelerin de yeterli vergi toplamasını güçleştirmekte idi.  Örğin 1963-1967 dönemi içerisinde vergi toplayamayan ayrıca Türk Cemaat Meclisi’nin sınırlı parasal olanaklarından da yeterince yardım alamayan Lefkoşa Belediyesi, çarşı denetimi, tuvaletlerin bakımı, çöplerin toplanması ve küçük bakım onarımlar dışında herhangi bir etkinlik gösteremiyordu.

Kıbrıs geçici Türk yönetiminin ilan edilmesi ve 15 Mart 1968 tarihinden sonra Rumlar tarafından Türk bölgesine birçok malın girş ve çıkışına izin verilmesi halkın sosyal ve ekonomik yaşamında gözle görülür bir canlılık yaratmış, özellikle halkımızın satın alma gücünde az da olsa bir artış kaydedilmesine neden olmuştur.  Bu gelişmeler ışığında Lefkoşa Belediyesi’nin belirli ölçülerde vergi toplaması, çeşitli yasal görevlerinin yanı sıra esas görevleri arasında yer alan sağlık, temizlik, bayındırlık, mezbaha, ulaştırma, zabıta hizmetlerine el atması mümkün olabiliyordu.

1974 Barış Harekatı’ndan hemen sonra özgür bir ortamda etkinliklerini sürdüren Lefkoşa Belediyesi, nüfusunun artmasına, sınırlarının genişlemesine ve işlevlerinin yoğunlaşmasına karşın yetersiz kadrosu ile kent halkına en verimli ve en bilinçli bir şekilde Belediye hizmetleri götürmeyi başarmıştır.  Bu arada 23 Mayıs 1976 yılında yapılan yerel kuruluş organları seçimi ile birlikte 1963’ten başlayarak süre gelen atama sistemine de son verilmiş ve Lefkoşa Belediyesi halkın oyu ile seçilmiş karar organlarının yönetiminde gerçek niteliğini kazanmıştır.  4 Haziran 1980 tarihinde Belediyelerimizin, Merkezi yönetim ile yeni bir iş bölümü, yardımlaşma ve eşgüdüm anlayışı getirmeyi amaçlayan 15/1980 sayılı yeni bir Belediyeler Yasası’na kavuşturulmuştur.  Bu yasa Lefkoşa Belediyesi’nin çeşitli yasal mali ve sosyal sorunlarının çözüme kavuşturulmasında önemli bir rol oynamış, özellikle Lefkoşa Belediyesi’nin güçlü ve üretici bir Belediye olmasına olanak vermiştir.

1974 Barış Karekatı sonucunda Güney Kıbrıs’ta ikamet eden bir çok Türk’ün kuzeye göç etmesi nüfusun büyük şehirlerimizde özellikle Lefkoşa’da yoğunlaşmasına neden olmuştur.  Bu durum, Lefkoşa kentinde imar, ulaşım, kanalizasyon, konut sıkıntısı, alt yapı eksikliği gibi önemli sorunlar doğurmuştur.  1974’ten sonraki dönem içerisinde Lefkoşa’daki inşaat faaliyetleri büyük ölçüde hız kazanmıştır.